30 Nisan 2013 Salı

Bu yıl bahar erken geldi !

   Hayat mahallesi'nde yerleşim yerinden uzak da , hiç bir şekilde kimyasal kullanılmayan bir arazide mesleğim olarak gördüğüm ve  almış olduğum eğitim ve bilgiyle Arıcılık işletmem de tüm arı ürünlerini doğal bir şekilde üretmeyi misyonum, ileri ki yıllar da daha profesyonel bir sermaye ve alt yapıyla Arıcılık sektöründe yer almayı da vizyonum olarak belirlemiş ve inanmış şekilde sabırla ilerlemeyi sürdürüyorum.



    Nisan aylarında Arılar çok hızlı gelişti , 3 çerçevelik genç Ana arıya sahip arı ailesi zorluk çekmeden Kestane Balına yetişecek gibi gözüküyor.


    2012 yılında larva transferi gerçekleştirip ürettiğim genç ana arı'nın popilasyonu Nisan 15 ' de bu hale geldi.Ben arılara çok erken denilecek bir tarih de ballık ilavesini yerleştirdim.Ana arı'nın genç oluşu 3 günlük larvaların özenle seçilerek başlatıcı koloniye verilmesi ve başlatıcıda en az 6 gün özenle beslenmesi aşamalarını,sadece 3 çerçeve olarak bölmüş olduğum arı ailelerinde yine özenle beslenmelerini takip ederek çiftleşme uçuşuna çıkmasını, bu tarihin de bol erkek arı mevcuduna denk getirilmesinin faydalarını hiç zorlanmadan , sadece plan ve program dahilinde ne kadar kolay olduğunu tüm arı severler ile paylaşıyorum.


1 yaşında olan genç ana arı yumurtlama kapasitesi yüksek ve kızları gayet sakin , polen toplama eğilimleri yüksek ve çiçeklerden gelen nektar ile bal kemerleri oluşturma çalışmaları gayet başarılı bir arı ailesi oldular dilerim ana arılarını bal hasadından sonra öldürüp kendi kendine ana yaptıran arıcılara da örnek bir açıklama olmuştur. 

15 Haziran 2012 Cuma

Mayıs,Haziran aylarında ki çalışmalarım..

Mayıs ,Haziran aylarında Ana Arı üretimi , Polen üretimi , Çiftlikten genel Paylaşım



Daha önce yapmış olduğum transferlerden tutan ana arı memelerini çiftleştirmek için Saltukova da Ekrem Köseden alıp Zonguldak ' a Çiftliğime getiriyorum.

Bal mumu eritiyoruz , petek parasına güç yetmiyor.:)

Taze topladığım polenler.

Elimde doğum yapan Kraliçe :)

Çok sağlıklı ve Büyük göründüğü gibi ...

Adana dan getirdiğim Kafkas melezlerim... Yaşamaz diyenlere inat gibi 20 çıta hepsi::)


Orman alanı kesildi ve arılık haline getirldi 15 KOLONİ  de burda var...

Tüm arıcılara bol ve bereketli bir sezon diliorum...

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Arılıklar da yaptığım geçmiş özet , resimlerim , çalışmalarım ...

                                       
  Geçtiğimiz yıl , ilk arılığım , 8 kolonimin  3 tanesi

    
 Orman gülü ( ağu çiçeği )




                   
 Geçen hafta yapmış olduğum Ana arı üretimi için arı sütünü yüksüklere doldurma işlemi.




                           
   Transferleri gerçekleştirip başlatıcıya verdik ve 80 transferden 63 tane tuttu. Bunların resimlerini de sonra yayınlayacağım...





                                                                  
            Taze Polen 

         



         

Üretmiş olduğum yaş ve taze Polenler 100 gr 250 gr 500 gr 1000 gr lık poşetlerde satışa çıkardım.
 Polenler Ziraai ilaç kullanım alanlarından uzak alan da üretiliyor tamamen saf ve doğal...

16 Mart 2012 Cuma

2012 de Arıcılık işletmesine doğru...

   Geçen yıl üniversiteden mezun olup memleketim Zonguldak merkezde 8 koloni ile arıcılığa başladım.(resimleri daha sonra yayınlayacağım)
Zonguldak iklim şartları ,Arı ırkı , gibi bir çok etkenlerin şehrimizde nasıl işlediğini görmek maksadıyla  8 koloni ile meslek ile hayallerimi beynimde canlandırıp arıcılığa başladım.Polen ve Bal hasatımı yapıp ilk yılı tecrübe kazanma açısından değerlendirdim.. Koloni başına aldığım verimler ise diğer bir arı kolonilerine bakarak iyi olduğu düşüncesindeyim...

   Bu yıl ise Zonguldak Merkez de değil de şehire 20 km uzaklık da Hayat Köyünden Arıcılık yapmaya müsait güzel bir yer bulup yer sahibinden de bir genç girişimciye yardımcı olmasını, tanıdıkları vasıtası ile rica da bulunup yerleşme işlemini gerçekleştirdim.

  Zonguldak da Arı kolonisi fiyatları boş kovan pahalılığından sebeb, Nisan ayı başında burda olmak
üzere  Kafkas melezi (Anadolu ırkı)10 çıta ve 8'i kapalı ve açık yavru olmak üzere, Niğde üniv. de öğrenci iken yanlarında asistanlık yaptığım Faruk  Yılmaz'dan (Arıcılık konusunda duayen sayılır kendileri ) çok güzel bir fiyata 25 koloni ve 2 katlı polen tuzaklı kovan almak için anlaştım.Kovanlar 0  yaptırıldı ve kolonilerin Ana arıları geçn yıl yenilendi.

  Nisan ayı başında Arıların gelmeleri benim burada ki kolonilerimde larva transferi yapıp ,yetiştireceğim ana arıların ırklarının bölgemiz şartlarına uygun bir ırk olması ve kolonilerin tamamen olmasa da ana dan gelecek olan kalıtsal özellikleri ile  burada Orman gülü çiçeğinden zehirlenmelerini önlemek  maksadı , sezona 2012 model Ana arılar ile girmek ve güzel bir koloni muayene programı hazırlayıp , hazır da bol kar yağışlı bir kış ayları geçirmemizden kaynaklanacak olan ve tüm arıcılarımızın bu bereketli sezondan verim alacağı gibi maliyeti düşürüp, bende en iyi şekilde hazırlanıp güzel bir hasat yapmak amacındayım.. 2012 yılı tüm Arıcılarımıza hayırlı olması temennisi ile...

     

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Kalkan cinsi ARI

Hafta sonu arılık da bir oğul bulmuştuk , onu ruşet kovana veya büyük kovan içine almayalım da kütük kovanın içine yerleştirelim dedik.
Resim kara kovan başlangıcından 2 hafta sonra çekildi .

Resimde görüldüğü gibi petek örülüş şekili ve başlatış şekili diğer koloniler de ki gibi değil bu sefer hafif çapraz şekilde , petekler daha yeni işlenmeye başlandı şimdilik küçük gözüküyor.

Bu şekil örülen peteklerde ki arı cinsine kalkan arı diyoruz.Normal kovanlar da ki arılarımızın ördüğü peteklere kılıç diyoruz uçuş deliğine dik olduğu için.

Kara kovanımız güzel başlangıç oldu sürekli takviye ile seneye güçlü bi koloni hazırlamak için uğraşıyoruz.

23 Temmuz 2010 Cuma

MUM ERİTME İŞLEMİ


MUM ERİTME İŞLEMİ


   Stajın ilk günlerine Arılıktaki kolonilerin  bakımı ile başlamıştık,fakat hasad zamanı yaklaştıkça diğer kazanç sağlayacak işleri bitirelim dedik . Mum eritme işlemini de aradan çıkarttık.


Ülkemizin bir çok yerinde hasad tamamlanmış olarak göze çarpıyor bu vakitlerde,
Bal akımının geç başlayışı ve hava şartlarının da olumsuz seyretmesi bizi epey bi geri de bıraktı.
Bizde bu uzun vakitleri sıkışmadan değerlendirmeye çalıştık, Hocalarımızın yönlendirmesi ile;
Toplamış olduğumuz veya biriktirmiş olduğumuz Bal mumlarını bir kaç çuval içinde topladık.
Eski petek kırıntıları çıta üzerinden toplamış olduğumuz Mum da buna dahil tabiki,
Bir kısmını Ana arı yüksükleri yapımında kullanmıştık onu da söylemeden geçmeyeyim.
Yüksek okulumuzun Yemekhanesinden aldığımız büyük yağ tenekelerini bir araya getirdik ve ağızlarını bıçak yardımı ile açtık,
İçine bir kısım su ekledik ve yakmış olduğumuz ateş üzerine tenekeleri yerleştirdik,
Böylece mumları içine atma işlemine başladık,

Kaynayan su ile Bal mumlarını iyice beklettik ki içinde ki yavru çürüklüğü sporları yok olsunlar diye,
Resimde görüldüğü gibi bölüm hocamız İlhan TATYÜZ Bal mumlarını su ile karışmaları için karıştırıyor.
Sıra geldi kaynayan bal mum'unu Çuval içerisine döküp Pres makinesine dökmeye;
Çuval içerisine yerleştiriyoruz ki katı maddelerin ağzı açık olan vanadan teneke içerisine dökülmesini engelliyoruz(Tel vb.malzemeler).
Çuvalın ağzını iple bağlayıp sıkıştırmak için pres tabakasını çuvalın üstüne bastırdık aynı pekmez yapar gibi bu işlemi gerçekleştirdik.
Teneke içine dökülen su ile karışmış bal mumunu , kenara alıp soğumasını ve Bal mumunun suyun üzerinde tabaka halinde kalması için  kenara aldık.
Bu şekilde 8 Teneke çıkarttık ve kalıplaşan soğumuş Bal mumlarını petek fabrikalarına satış için kutuladık...
Yardımcı olan 1. sınıf arkadaşların ellerine sağlık diyorum.

13 Aralık 2009 Pazar

BAL ARISI ZARARLILARI VE PARAZİTLERİ

VARROA


Varroa mücadelisinde en yaygın olarak kullanılanlardan formik asit;
Bu uygulama sırasında kovan girişi ve havalandırma deliklerinin tamamen açık olması gerekir.Formik asidin yavaş buharlaşması , ilacın etkinliği bakımından çok önemlidir.10-25 C arasında en iyi sonuç alınmakta,10 C den düşük sıcaklıkta ilaç yeterli etkiyi göstermemektedir.Uygulama kovan gücüne , kovanda ki arı populasyonuna göre değişmekle birlikte 1-4 gn aralıkla 3-5 kez tekrarlanmalıdır.Formik asit balın doğal bir maddesi olmakla birlikte balda kalite problemi aaçısından bi sıkıntı olmaması için bal hasadından 6-8 hafta önce uygulamayı bitirmek gerekir.


Varroa mücadelesinde kullanılan bir diğer organik kökenli bileşik okzalik asit;


Okzalik asit , sadece ergin arılar üzerindeki varroları öldürür,kapalı gözlerde ki yawrular üzerinde etkisi yoktur.Bu nedenle yawru populasyonu az olan dönemde (geç sonbahar,veya erken ilk bahar da 1 kez.)başarılı sonuç vermektedir.Bir uygulamadan fazla yapıldığında arı ölümleri meydana gelebilir ve erken ilk bahardaki uygulamada koloni gelişimi ni yavaşlatabilir.


Fazla iş gücü gerektirmeyen bir uygulamadır okzolik asit,gıda güvenliği ve insan sağlığı için güvenilir bir uygulamadır .UYGULANMASI;


7-30 C 'de iyi sonuçlar alınabiliyor.gün içinde kovan açılabileceği rüzgarsız bir hava da uygulama yapılabilir.%3.2 lik okzalik asit /şeker şurubu çözeltinin hazırlanması için 1 litre 35-40 C sıcaklıkta temiz su ile 1 kg toz şeker karışıtırılır.Oda sıcaklığında (20 C ) ulaşana dek soğutulur.Bu çözelti içine 75 gr okzalik asit ilave edilirve iyice karıştırılır.Sonuçta %3.2 lik okzalik asit solüsyonu elde edilmiş olur.Uygulamada üzeri tamamen arıyla kaplı çerçevler arası boşluk için %3.2 lik 5 ml şeker şurubu /okzalik asit çözeltisi kullanılır.kovandaki arı yoğunluğuna göre uygun miktar alınır ve peteklerin üst çıtalarının arasında petek arası boşlukta ki arılar üerine damlatılarak uygulanır...(CEYHUN KARTAL.)






Varroosis, Varroa jacobsoni Oudemans adı verilen arı akarının sebep olduğu; arılarda kanat ve bacaklarda deformasyon, kısa bacaklılık, kısa karınlılık gibi vücut anomalileri ve ergin arılarda düşkünlük, verim düşüklüğü gibi semptomlarla kovanlarda sönmeye varan etkiler oluşturan, kolaylıkla bir kovandan diğerine bulaşabilen, diğer hastalıklara zemin hazırlaması ile de oldukça önem arz eden bir hastalıktır.
Varroosis, ihbarı mecburi hastalıklardandır.
Varroanın dişisi oval görünümde ve koyu kahve renktedir. Vücut uzunluğu 1.1-1.3 mm, eni ise 1.5-1.7 mm arasında değişmektedir. Vücudun alt kenarı 4 çift bacak ile çevrilidir. Ağız yapısı sokucu ve emicidir. Gerek ergin gerekse larva ve pupa döneminde arının kanını emerek beslenir. Bu nedenle arıya her dönemde zarar verir. Erkek varroa, sarı-gri renkte yuvarlak görünümlü, dişi varroaya oranla daha yumuşak bir kitin ile kaplıdır. Erkek varroalar dişi ile çiftleşme sonrası öldüklerinden yetişkin arı üzerinde görülmezler.
Varroanın kolonilerde üremesi ilkbahar kuluçka faaliyetiyle birlikte başlar. Sonbaharda bu faaliyetin sona ermesine kadar sürer. Kışı yalnızca ergin dişiler geçirir. Varroanın üreme ve gelişmesi kapalı yavru gözlerinde gerçekleşir. Ergin dişiler yavru gözlerinin kapanmasından hemen önce bu gözlere girerek iki gün sonra yumurta bırakmaya başlarlar. İlk 24 saatte yumurtalardan 6 bacaklı larvalar çıkar ve tüm gelişim erkeklerde 6-7 günde, dişilerde ise 8-10 günde tamamlanmaktadır. Gelişimini tamamlayan varroalar kapalı yavru gözü içinde çiftleşirler. Çiftleşmeden hemen sonra erkek ölür. Dişiler ise beslenmeyi sürdürerek arıların gözden çıkması ile birlikte gözü terk ederler.
HASTALIĞIN KOVANDA YAPTIĞI ZARARLAR
a) Varroa, larva, pupa ve erginlerin hemolenfleri ile beslendiğinden, yavru arılar iyi gelişemez, erginler ise güçsüzdür ve uçamazlar. Parazitten kurtulmak için çırpınır ve huzursuz olurlar.

b) Arı ailesindeki erkek arı sayısı belirgin bir şekilde düşer. Erkek arıların çiftleşme yeteneği azalır.
c) Ana ve işçi arıların ömürleri kısalır. İşçi arılar normalden küçük olur. Özellikle pupa döneminde önemli ölçüde canlı ağırlık kaybı olur.
d) Gözden çıkan genç arılarda kanatsızlık, tek veya kısa kanatlılık, eksik bacak, kısa karın gibi anomaliler görülür.
e) İşçi arıların yavru bakımı zayıflar ve buna bağlı olarak ananın yumurtlama kapasitesi azalır
f) Petek gözlerinde ölü larva sayısı fazla ise, arılar bunları dışarı atamazlar. Bu nedenle gözlerde kuruyan larvalar Avrupa Yavru Çürüklüğü benzeri belirtileri oluştururlar. Ancak koku yoktur, mühürlenmiş petek gözlerinin kapakları koyu renklidir, delikler oluşmuştur fakat içeriye çökük değildir ve çevresi beyazlaşmıştır.
g) Varroa'ların beslenmesi sırasında açtıkları yaralar, çeşitli hastalık etkenleri için elverişli bir ortam oluşturur. Arıların hastalıklara karşı direnci de azalır. Özellikle direnç düşüşü sonrası meydana gelen akut paralizis virüsüne duyarlılığın artışı dikkat çekicidir.

h) Varroa'dan dolayı zayıf düşen koloniler yağmalanırlar.
ı) Arılar huzursuz oldukları için bazen kış salkımı yapamazlar.
HASTALIĞIN TEŞHİSİ
Varroa jacobsoni işçi, erkek, kraliçe (ana) arıların üzerinde, üreme gözesinde, balmumu artıkları ya da polende, kovanın zemini ve uçuş yerinde aranmalıdır.
Varroa ile bulaşık kolonilerde hastalığın gelişmesinde genellikle üç dönem görülür.

Birinci dönem; Kolonide çok az sayıda parazit vardır ve herhangi bir hastalık belirtisi görülmez.
İkinci dönem; Nisbeten daha kısa sürelidir ve bu dönemde tek tük Varroa'lar görülmeye başlar, ancak bu durum kovanda çok sayıda parazit olabileceğini gösterir. Kolonide huzursuzluk, verimde düşüklük, kanatlarda atrofi, karında siyahlaşma gibi belirtiler dikkati çekmeye başlar.
Üçüncü dönem; Artık ileri bir enfestasyon ve hastalık tablosu söz konusudur. Hemen hemen her arıda bir veya daha fazla sayıda parazit mevcuttur. Yavru ve erginlerde ölüm yüksek oranda görülür. Bu durumdaki koloniler genellikle sönerler.
Klinik muayenede uygulanan metotlar;
a) Canlı ergin arıların üzerleri, kapalı yavru gözleri (özellikle erkek arı gözleri), kovan dip tahtası ile üzerindeki balmumu ve diğer artıklar dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir. Dikkatlice incelenecek olursa, parazitleri ergin arılar üzerinde görmek mümkündür.
b) Pratikte uygulaması çok kolay olan kesin teşhis yöntemleri şunlardır.
Kovan açıldıktan sonra kovanın orta çerçevelerinden biri alınarak, boş bir yem çuvalı veya bez üzerine arıcı fırçası ile yaklaşık 150-200 adet arı silkelenir. Oradan da boş bir kavanoza arılar aktarılır. Kavanozun içine biraz eter püskürtülür ve 5-10 dk. kavanoz çalkalanır. Arılarda bulunan Varroa'lar ayrılırlar ve bir kısmı kavanozun iç yüzeyine yapışır. Ölen arılar beyaz bir kağıt üzerine çıkarılır. Arılar ve Varroa'lar sayılarak arı başına düşen akar sayısı da saptanır.
Diğer bir yöntem de, 150-200 adet arı, içinde sıcak su (50°C) bulunankavanoza konur, arada bir çalkalanır, yaklaşık 10 dakika sonra arılar kavanozdan alınır. Kalan tortu parazitler yönünden kontrol edilir.
c) Ergin arı örnekleri alınarak içerisinde deterjan solüsyonu, hexane, gazyağı, mazot, ethanol veya alkol gibi maddelerden birisi bulunan bir kavanoz içine konur. 1-30 dakika kadar kavanoz çalkalandıktan sonra arılar çıkarılır ve kavanozdaki mayi tülbent üzerine dökülerek süzülür. Tülbent üzerindeki akarlar alınır. Bu yöntemle de arı başına düşen akar sayısı saptanabilir.
d) Kovanın dip tahtası üzerindeki döküntülerden akarın kolayca ayrılmasını sağlamak üzere, özgül ağırlığı sudan hafif olan yemeklik sıvı yağlardan yararlanılır. Bir kavanoz içinde bulunan sıvı yağa kovan dip tahtasındaki artıklar (1 kısım döküntü, 10 kısım yağ içine boşaltılıp bir çubukla iyice karıştırılmalıdır) atılır. Çeşitli artıklar hızla dibe çökerken, V.jacobsoni, Braula coeca ve bazı kitinli parçalar yağın üzerinde toplanır. Belirli dönemlerde kovan dip tahtası, balmumu artıkları, ölü arılar dikkatlice mikroskop altında veya büyüteçle incelenmelidir.
e) Kapalı yavru gözlerinde Varroa bulunup bulunmadığını tespit etmek için, erkek ve işçi arı gözleri ince uçlu bir pensle açılarak larvalar dikkatlice dışarı çıkarılır. Büyüteç yardımıyla larvalar ve petek gözleri incelenir. Böylece Varroa'nın gelişme dönemleri de (larva, protonimf, deutonimf) görülebilir.
f) Kovanda bal olmadığı dönemlerde bir tabaka beyaz karton veya plastik ile delik büyüklüğü 2 mm veya biraz daha büyük kafes teli, aralarında 6 mm kalacak ve kafes teli üstte olacak şekilde tutturulur ve bir çerçeveye bağlanır. Bu çerçeve larva bulunan peteklerin altına yerleştirilir. Fumigant bir akarisit kullanılmasından 30-40 dakika sonra yetişkin arıların vücudunda, üreme gözlerinde, balmumu artıklarında, kovanın diğer artıklarında ve kovan tabanına yerleştirilen beyaz karton üzerinde parazit aranmalıdır. Varsa ölü akarlar kafes telindeki deliklerden geçer ve kağıt üzerine düşerler. Kafes telinin görevi arıların düşen akarları temizlemesine engel olmaktır. Böyle uygulamalar akar ölümlerinin çok olduğu sonbahar ve yaz aylarında iyi sonuç vermektedir. Ayrıca bu yöntemle, enfestasyonun az olduğu kolonilerdeki parazitlerin tespiti de mümkün olmaktadır. Bu sonuncu uygulama, yaz aylarında arılar kovana girdikten sonra akşam saatlerinde yapılır. Ertesi gün, kağıt ve kafes telinin tutturulduğu çerçeve çıkarılarak ölü akarların varlığı tespit edilir.
TEDAVİ
Varroa'nın gerek yayılma yollarının çokluğu, gerekse koloni biyolojisine çok iyi adapte oluşu mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Parazitle mücadelede fiziksel, biyolojik ve kimyasal çeşitli yöntemler denenmektedir. Fiziksel ve biyolojik mücadele arıların kovana bal nektarı getirdiği dönemde, kimyasal mücadele ise balın hasadından sonra, yavrunun en az olduğu dönemde yapılır.
a) Fiziksel Mücadele:
Fiziksel mücadele, Varroa'ların kovan içi uygun yaşam koşullarını belirli bir süre değiştirmek amacıyla uygulanan ısı uygulamalarıdır. Özel hazırlanmış kovanlarda kovan sıcaklığı yapay yollarla, kontrollü olarak 46°C'ye çıkartıldığında, akar bu sıcaklıkta %74-98 oranında ölerek, kovan dip tahtasına düşmektedir. Kimyasal bir bileşik kullanılmaması, balda kalıntı sorununu ortadan kaldırmaktadır. Ancak bu yöntem pahalı ve dikkat isteyen, herkesin kolaylıkla uygulayabileceği bir yöntem değildir.
b) Biyolojik Mücadele:
Bilindiği gibi dişi varroalar ilkbahar döneminde yumurta atmak için erkek arı gözlerini tercih ederler. Bu dönemde kolonilere üzerinde erkek arı gözü bulunan petekler verilerek dişi varroaların erkek arı gözlerinde toplanması sağlanır. Bu gözler kapandıktan sonra kovandan çıkartılarak imha edilir. Böylece dişi varroanın bu dönemde attığı yumurtalar ve kendisi erkek arı pupaları ile birlikte yok edilmiş olur. Bu dönemde koloniye yarısı kesilmiş petekli çerçeve verildiğinde, arılar peteğin alt kısmına erkek arı gözlü yeni petek örerek tamamlarlar. Varroalar erkek arı gözlerinde çoğalmayı tercih ettiklerinden gözlerin kapanmasından hemen önce bu gözlere girerler. Bu gözlerin kapanmasından sonra erkek arı gözlü petek kesilerek imha edilir. Bu yöntemle kolonideki varroa miktarını azaltmak mümkündür. Ancak aynı zamanda işçi arı gözlerinde de çoğalan varroalar etkinliğini sürdürür.
Bir başka mücadele yöntemi, nektar akımı döneminde işçi arı gözleri içerisine bırakılan varroa yumurtalarını yok etmeye yönelik çalışmadır. Bu yöntemde, koloninin ana arısı ana arı ızgarası kullanılarak bir çerçeveye hapsedilir ve böylelikle bütün varroa yumurtalarının bir petekte toplanması sağlanır. Bu petek kapalı yavru döneminde kovandan çıkartılarak imha edildiğinde kovandaki varroa yumurtalarının tamamı yok edilmiş olur. Bu yöntemin dezavantajı her dönemde uygulanamaması ve koloni gelişimini kısmen engellemesidir.
c) Kimyasal Mücadele :
Akarisid özelliğe sahip çeşitli kimyasal maddelerle yapılan mücadeledir. İlaç uygulamalarında şu noktalara dikkat edilmelidir.
a) Laboratuvar testlerinden geçirilmemiş, arı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan kimyasal maddeler kullanılmamalıdır,
b) İlaçlar mutlaka tarif edildiği şekilde ve uygun dozda kullanılmalıdır,
c) Bal hasatı döneminde kesinlikle ilaçlama yapılmamalı, erken ilkbahar ve geç sonbaharda ilaçlama yapılmalıdır.
d) İlaçlama genellikle hava sıcaklığının 14° C'nın üstünde olduğu günlerde ve arıların kovana döndükleri tercihen akşam saatlerinde yapılmalıdır,
e) Kovanda bölme tahtaları varsa ilaçlama sırasında çıkartılarak arıların serbest hareket etmeleri sağlanmalıdır, Fumigant şeritlerin alevli yanmamasına dikkat edilmeli, uygulama sırasında maske, eldiven, gözlük takılmalıdır.
Bu kapsamda erken ilkbahar ve özellikle geç sonbahar döneminde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle düzenli ilaçlama yapılmalıdır. Bu şekilde balda ilaç kalıntısının en aza indirgenmesi de temin edilmiş olacaktır.
Ayrıca coğrafi durum ve iklim şartları çerçevesinde aynı bölgedeki tüm arılıkların da eş zamanlı olarak ilaçlanması sağlanmalı ve bu denetlenmelidir.
Münavebeli olarak ilaç kullanımının sağlanması, Varroaların bu kimyasallara direnç kazanmasının önlenmesi açısından çok önemlidir. Çünkü, az sayıdaki akarın dirençliliği bile dirençli popülasyonların oluşmasına neden olabilmektedir.
LABORATUVARA MARAZİ MADDE GÖNDERME
Hastalıktan şüpheli çerçevelerden 10x10 cm. ebadında usulüne uygun olarak kesilmiş tercihen kapalı yavru gözlerinin bulunduğu petek parçaları, kontrplaktan veya tahtadan yapılmış kutularda, hasta ve ölmüş arılar ile kovanlardan toplanan artık maddeler (dip tahtası üzerindeki döküntülerden toplam 200 gr. olmak üzere) ise kağıtlara sarılarak laboratuvara yollanmalıdır.
Yaz aylarında ve sonbaharda 10-20 kovanın orta çerçeveleri üzerinde bulunan arılardan 100-200 kadar canlı erişkin arı, arıcı fırçası ile plastik veya cam benzeri uygun bir kavanoza konularak ve laboratuvara gönderilmelidir.


ARI KUŞU

Resim de görülen kuş arı gibi eklem bacaklılarla beslenirler.Kovan etrafında dolaşarak bal arılarını avlarlar bazende sebebsiz yere can sıkıntısı gibi arıları avlarlar. Kuşları arılıık etrafında tüfek ile bekleyerek öldürmekten başka çare de yoktur...(CEYHUN KARTAL)
FARE YABAN ARILARI DA BAL ARILARI İÇİN ZARARLI OLUR BUNLAR İÇİN KAPAN KURULMALIDIR.